ŞİRİN BLOG BLOGEVİM


RehberTürk SPONSOR YENİ GÜNLÜK SİNEMA VE FİLMLER BİLGİ TV ADRES BANKASİ

MERHABALAR

BLOGEVİME HOŞGELDİNİZ SİZİ ŞÖYLE MİSAFİR SALONUNA ALALIM:RAHAT OLUN LÜTFEN UMARIM BLOGUMU BEĞENİRSİNİZ
Google

Ayvalık tostu, tadını büyükçe kesilen özel ekmeğinden alan bir yiyecek. Büyükşehirlerde bu isimle satılır fakat ekmeğinin Ayvalık'ta üretilen undan yapılmış olması gerekir çünkü tadını özel unundan alır.
Ekmeği fırından ayrıca alınabilir, bozulmaya karşı dayanıksızdır buzdolabında muhafaza edilmelidir. Ayvalık'ta her köşebaşında bulunabilir. İçine bilinen tost ekmeği çeşitlerinde olduğu gibi damak tadına uygun çeşitli tost malzemeleri konulabilir. Genellikle sosis, sucuk, kaşar, turşu, mayonez, ketçap malzemeli karışık olanı tercih edilir, malzemesinin bol olması belirgin özelliğidir




19/9/2008

Konut kredilerine dikkat!

Küresel mali kriz, kimilerine göre 1929'daki Büyük Buhran'dan sonra yaşanan en büyük ekonomik çöküntüyü anlatıyor. 14 ay önce ABD'de konut kredilerinin geri ödenmemesiyle başlayan süreçte domino etkisiyle büyük yatırım bankaları ve sigorta şirketleri dahil pek çok devin yıkıldığı veya sendelediği bir noktaya geldik.
Şimdi 3 kritik soru oluştu; Kriz nereye varacak? Türkiye'ye ne olacak? Biz neler yapmalıyız?
İlk sorunun cevabında, kriz, daha da derinleşecek
gibi görünüyor.
Zira IMF, Dünya Bankası, bu işi yönetenler(!) ve/veya kurgulayanlar, " bunlar ne ki. Asıl dalga önümüzde " söylemindeler.
Bir bakıma finansal dünya küzerinden " Korku İmparatorluğu " inşası telaşındalar.
Bunun da anlamı, kriz sürecek veya sürdürülecek. Ta ki " maceracı sermaye "ye yeni bir hareket alanı tanımlanana kadar.
Türkiye'ye ne olacağına gelince...
Öncelikle kriz, henüz Türkiye'ye gelmedi . Ama gelecek.
Rusya'yı çökertip İMKB'yi dibe vurdurarak zaten öncül depremini hissettik.
Fakat biz buna " genelde hazırlıklı " olacağız. Zira bizim bankaların bilançolarında henüz, ABD mali kurumlarındaki gibi " sofistike ve egzotik " yatırım enstrümanları yok.
Ayrıca 2001 krizinde mali yapılarımızı bir hayli düzelttik.
Fakat krizin ardından finansman maliyetlerimiz henüz yükselmedi ama yükselecek ve buna da hazır olmalıyız.
Peki bunlar yeter mi? Tabii ki yetmez.
Krizin durgunlaştırdığı Avrupa, dış ticaretimizin yarısını sağlıyorsa, onların hapşırması, bizim sanayicimizi yatağa düşürebilir.
Krize karşı bağışıklığımızın avantajını sürdürmek ve kayıplarımızı asgariye indirmek için mali tedbirlerin yanı sıra reel ekonomi ve üretimi düzenleyecek (vergi gibi) yeni tedbirler gerekebilir.
Son soru; bizlerin neler yapacağına dair. Bunun cevabını sonraki yazılara bırakarak neler yapmayacağımızı söyleyebiliriz.
Öncelikle panik yok.
Korku İmparatorluğu'nun bizi paniğe düşürmesine izin vermemeli.
Borçlanmamalı. Yeni borçlar alırken vadelere dikkat etmeli. Kısa vadeli işletme sermayesi olarak alınmış kredilerle, " dönüşü 5 yılı bulacak türden " yatırımlara girmemeli.
Bilançoları makyajlamamalı.
Aldığınız konut kredilerinin taksitlerini ödemede zinhar zaafa düşmemeli.
Unutmayın ki bu kriz konut kredisinden başlamıştı.,kaynak,sabah

19/9/2008

Her musibetten bir ders almayı da, hesap sormayı da öğrenmeliyi

İnançları ya da duyguları istismar ederek insanlardan bağış toplayanların, bunları ceplerine atmaları toplum vicdanında yaralar açar.
Aynı şekilde insanların kar etmeye dönük hırslarının akıllarını ve mantıklarını etkisiz kıldığı anlarda, onların tasarruflarını toplayıp iç edenler de ekonominin temel öğesi olan "Güven ortamı"nı yaralar.
Toplum vicdanının nasıl yaralanabileceğini "Deniz Feneri"nden önce "Kızılay skandalları" dolayısıyla da görmemiş miydik?
Unutmuş olabiliriz... Radikal'in 30 Ağustos 2001 günkü nüshasından Hilal Köylü imzalı haberi hatırlatalım:
- Marmara ve Düzce depremlerindeki yetersizliğinin ardından adı yolsuzluklarla da anılmaya başlayan Kızılay'da skandallar bitmiyor. Kızılay'ın İstanbul Bayrampaşa Şubesi'nde yapılan incelemede yöneticilerin kurum kaynaklarını hiç çekinmeden kendi özel işleri için kullandıkları ve çıkar sağladıkları belirlendi. Şubeye bağlı Bayrampaşa, Laleli ve Bosna tıp merkezlerinde 18 Ocak 2000 ve 12 Haziran 2001 arasında doktorlara ödenmiş gibi gösterilerek 233 milyar 526 milyon liranın zimmete geçirildiği tespit edildi.

Skandallar dizisi
Bir başka haberi de 2000 yılının 31 Ekim tarihindeki Yeni Şafak'tan okuyalım:
- 17 Ağustos Marmara depreminin ardından bütün zaafları ortaya çıkan Kızılay'da skandallar bitmiyor. Milyonlarca depremzedeyi ağır hava koşulları altında rezil eden Kızılay yöneticilerinin, depremden sonra depremzede öğrencilere verilen burs paralarını da cebe indirdikleri müfettiş raporları ile ortaya kondu. Kızılay'daki zimmet skandalı, Denetçiler Kurulu Başkanının Kızılay Başkanını zimmet alma, ihaleye fesat karıştırma ve kiralamaları öngörülen bedeller üzerinde yapmamakla suçlaması ile ortaya çıktı.
Kızılay'daki yolsuzlukların üzerine hem Hükümet, hem de yargı hızla gitti. Kurum temizlendi ve yeniden yapılandı.
Şimdi sıra Deniz Feneri'nde. Alman yargısının karara bağladığı ve sanıkların da ikrarları ile kesinleşen yolsuzlukların Türkiye'deki uzantılarına, herhalde Hükümet de, Türk yargısı da gidecektir.
Bunun aksi bir ihtimali düşünmek bile istemiyoruz.

Deniz Feneri
Ama bu arada Deniz Feneri'nin ihtiyaç sahiplerine sağladığı yardım da, herhalde düşünülmelidir.
Akşam'dan Burhan Ayeri'nin dün yazdıklarını da herhalde hatırlamalıyız:
- Her kurumdan hatta her aileden yanlış yapanlar çıkabilir. Hak ettikleri cezayı almaları doğaldır. Aldılar da. Ancak ortada yardım ellerini doğrudan 1 Milyon 947 bin 55 kişiye ulaştırmış bir oluşum varsa, düşünmek zorundasınız. 446 Bin 508 aile ve sonuçta 4 Milyon insanı hayata tutundurmuşsanız, iki kere düşünmek şart. Karnı doyurulan, barındırılan, örtülen, ısındırılan ve sağlık hizmeti verilen insanları yeniden kaderlerine terk edemezsiniz. Vakfın yardımıyla ayakta kalan kadının çocuğu korkuyla soruyor "Yardımımız kesilecek mi?" Akülü sandalyeye kavuşan engelliler şaşkın. Düzce'de 657. evin sahibi perişan bakıyor. Her ay yiyecekten başka, kira yardımı alanlar şokta.
Bu tablo içinde oluşan ikilemler arasından sıyrılabilmenin bir yolu, "Hesap sormak" olabilir.
Hesabın sade yönetimler ve yargı tarafından sorulması yetmiyor.

İnanç şirketleri
Bir "İnanç şirketi" ne veya "Hayır kurumu" na yatırım yaptıklarını düşünerek paralarını akıtanlar da hesap sormayı bilmelidir.
Bugün'de Nuh Gönültaş'ın yazdıkları da kulaklara küpe olmalıdır:
- Sadece Almanya'nın bir eyaletinde JETPA'nın 100 milyon Mark topladığını düşünürsek, rakamların ne denli yüksek olduğu anlaşılır. Bu paraların bankalarda saklandığı veya transfer edildiğini düşünürseniz, yanılırsınız. Çünkü bu paralar evlerde saklanıyordu. JETPA için para toplayan bir vatandaşımız bir defasında Alman Süpermarketler Zinciri Aldi'nin alışveriş poşetinde 13 milyon Mark taşıdığını söylüyor. JETPA, KOMBASSAN, YİMPAŞ... Bunlar adları kamuoyunda bilinenler. Daha adını duymadığımız birçok dandik holding Avrupalı Türkleri soyup soğana çevirdiler. Bu aldanmada yıllarca biriktirdiği parasına yön veremeyen, yatırım işinden anlamayan insanımızın bu insanların dindarlıklarına güvenmeleri önemli rol oynadı. "Bunlar dindar insanlar, haram yemez" düşüncesiyle komik bir kağıt parçasına milyonlarını verdiler. Muhafazakar basın bu konulara hiç girmedi. Kol kırılır yen içinde kalır dediler, kol çürüdü hastalık gövdeye sirayet etti.

15/9/2008

Böyle cinayet görülmedi

Arkasında oturduğu motosiklet sürücüsünü başından vurdu

Akif ARICI/ANTALYA, (DHA)


ANTALYA'da 26 yaşındaki Kasım Arslan, kullandığı motosikletin arkasında oturan kişi tarafından başından vurularak öldürüldü. Seyir halindeyken vurulan Arslan motosikletiyle aydınlatma direğine çarptıktan sonra hayatını kaybetti. Kimliği belirsiz zanlı ise olay yerinden kaçtı.

Olay dün saat 20.30 sıralarında Karşıyaka Mahallesi'nde meydana geldi. Kasım Arslan'ın kullandığı 07 BOB 73 plakalı motosikletin arkasında oturan kimliği belirsiz kişi, Arslan'la bir süre tartıştı. 3931 Sokak'a gelindiğinde iddiaya göre yanında bulunan tabancayı Arslan'ın başına dayanan zanlı 2 el ateş etti. Arslanın vuruması üzerine motosiklet yol kenarında bulunan elektrik direğine çarparak durabildi. Ateş ettikten sonra motosikletten atlayan ve yere düşen katil zanlısı, Arslan'a 4 el daha ateş ederek kaçtı. Silah seslerini duyan vatandaşlar yerde kanlar içinde yatan kişiyi görünce ambulans çağırdı. 112 Acil Servis ekibinin yaptığı kontrolde gencin hayatını kaybettiği belirlendi. Olay yerinde ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alan polis, eşkali verilen katil zanlısını aramaya başladı.

Motosikletin çevresinde 6 boş kovan bulan ekipler, Arslan'ın kullandığı motosiklette arkada oturan katil zanlısının kimliğini tespit etmeye çalışıyor. Cenaze aracı ile cesedi Adli Tıp Morgu'na kaldırılan Arslan'ın poliste hırsızlık suçlarından kaydının olduğu belirtildi.

Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma sürüyor.,kaynak,vatan

15/9/2008

Başbakan'ı yalanlayan afiş

Erdoğan, ’AKP ile ilişkisi yok’ demişti


Gaziantep’te fıstık araştırma alanı olan arsayı 14 milyon YTL’ye alıp, 3 gün sonra 87.5 milyon YTL’ye satmakla suçlanan işadamı için Başbakan Erdoğan "AKP ile ilişkisi yok. Nereden çıkarıyorsunuz." diye sinirlenmişti.

Ancak Nuri Üysen’in 2004’te AKP’den İskenderun Belediye Başkanı aday adayı olduğu ortaya çıktı.

Ocak 2004’te AKP’nin bir restoranda düzenlediği, AKP Hatay Milletvekili Mehmet Soydan’ın da katıldığı toplantıda, Üysen’in adı da öteki 6 aday adayı ile birlikte açıklandı. Üysen’in aday adaylığı 13 Ocak 2004’te Zaman Gazetesi’nde yayımlanan bir haberde de geçiyor.

İŞTE KENDİ SEÇİM AFİŞİ

O dönemde Nuri Üysen’in kendisinin hazırlattığı, aday adaylığını ilan eden afiş de üstte görülüyor.

15/9/2008

CHP 1 milyon YTL'yi örgütlere fatura etti

Anayasa Mahkemesi'nin hesaplarında yaptığı incelemelerin ardından 1 Milyon YTL'yi Hazine'ye ödemeye mahkum edilen CHP'de, yönetim harekete geçti ve harcamalar konusunda örgütleri uyardı. CHP Genel Sekreteri Önder Sav, örgütlere gönderdiği genelgede, çalıştırılan personel ile ilgili sigorta primleri, birikmiş kira ve telefon paraları ile araç vergilerinin geciktirilmesi durumunda Genel Merkez olarak ödeme yapmayacaklarını bildirdi. Sav, harcamalar konusunda sorumsuz hareket edecek yöneticilerin genel ve yerel seçimlerde adaylıkları gündeme geldiğinde de bu konulara özen gösterecekleri mesajı verdi.

Anayasa Mahkemesi'nin, CHP'nin hesaplarında yaptığı mali denetimde 1 milyon YTL usulsüzlük tespit etmesinin ardından bir dizi önlem alan CHP yönetimi, bu konuda örgütü de uyardı. ANKA'nın edindiği bilgiye göre CHP Genel Sekreteri Önder Sav, il ve ilçe başkanlıklarına gelir kaynakları ve harcamalarla ilgili bir genelge gönderdi. Genelgesinde Anayasa Mahkemesi'nin mali denetim kararlarına dikkat çeken Sav, bu konuda parti tüzüğünde yer alan hükümlerin "etkin ve düzenli" işleyişinin sağlanmasını konusunda talimat verdi.

ÖRGÜTLER İHMALKAR

Bazı örgütlerin, "personel ücretleri, SSK primleri, araç bakımları, vergiler ve telefon paralarını" ödememesinden yakınan Sav, tüm bu borçların asılları için yargıya başvurulması sonucu borçların katlandığını belirtti.

Örgütlerin ve örgütü yönetenlerin "ihmal ve umursamazlıklarının" bedelini CHP'nin ödediğini ifade eden Genel Sekreter Önder Sav, Anayasa Mahkemesi'nin mali denetim kararlarında, borcun aslını aşan ödemelerin kabul edilemeyeceği ve tutarı kadar paranın Hazineye irat kaydedileceğinin de hüküm altına alındığını kaydetti. Sav, il ve ilçe örgütlerine gönderdiği genelgesinde, şu uyarılarda bulundu:

"-İl ve ilçe yönetimleri tarafından Genel Sekreterliğe yapılacak ödenek taleplerinin ana başlıklar halinde yazılı olarak yapılması ve ihtiyaçların ana başlıklar halinde gösterilmesi,

-İl ve ilçe örgütleri arasındaki uyumun ve bilgilenmenin pekiştirilmesine yönelik olmak üzere, il yönetimleri tarafından Genel Sekreterliğe yapılacak ödenek taleplerinin doğrudan gönderilmeye devam edilmesi; ilçe yönetimleri tarafından yapılacak ödenek taleplerine ilişkin olarak Genel Merkeze gönderilen yazının bir örneğinin İl Yönetim Kurulu'na iletilmesi,

-İl ve ilçe Yönetim Kurulları tarafından yapılacak ödemelerde, ödemenin gecikmesi halinde para cezası ve gecikme zammı uygulanabilecek cari ve personel giderlerine öncelik verilmesi,

-

CHP 1 milyon YTL'yi örgütlere fatura etti


-Bu genelgenin yayımından itibaren İl ve İlçe Yönetim Kurulları tarafından yapılacak olan araç alımlarında kısmen ya da tamamen Genel Merkez katkısı olmayacağı, buna mukabil örgütlerin kendi olanakları ile alacakları araçlara kurulacak ses düzeni harcamalarının, Genel Sekreterliğe ulaştırılması gerekmektedir."

"ADAY OLAMAZSINIZ" UYARISI

Sav genelgesinde parti yöneticilerini "adaylık" konusunda da uyardı. Sav, "geciktirilen, çalıştırılan personel ile ilgili sigorta primleri, biriktirilmiş kira ve telefon paraları ile parti araçlarına ait vergiler ve bunlara ilişkin gecikme zammı ve cezaların" bundan sonra Genel Merkez tarafından ödenmeyeceğine vurgu yaptı. Sav, bu konularda sorumlulukları tespit edilen parti yöneticilerinin genel ve yerel seçimlerde adaylık başvuruları halinde bütün bunların dikkate alınacağı uyarısında bulundu. Sav, ayrıca harcamalarla ilgili sorumsuzca davranan yöneticilerle ilgili parti içi disiplin işlemlerinin yanında yargı yoluna da başvurulacağını dikkat çekti. ,kaynak,sabah

(ANKA)
« Önceki :: Sonraki »